Adem harikalar diyarında

Bir frontend geliştiricinin ürün tasarımcı olma serüveni.

Frontend olarak çalıştığım dönemde mutluydum. İşimi temiz de yapıyorum, yani iş veren insanlar da mutlu. Güzel de kazanıyorum, hatta adım “kaliteli ama çok pahalı”cıya da çıkmış. Dışarıdan bakınca mis gibi. Mesleğinde uzmanlaşmış, istediği parayı kazanıyor hatta evli mutlu çocuklu.

Her yeni projeye başladığımda beni mutsuz eden bi şeyler vardı. Frontend geliştiricinin pozisyonunu bilirsiniz tam aradadır, yani vitrin ile veri arasındaki köprüdür. İşin iyi görünmesinden sorumludur. Tabi işin iyi görünmesinden sorumlu tek kişi değildir ama bu kişi çok iyi işi kötü de çıkartabilir. Neyse frontend konusunda çok derine inmeden buradan çıkalım.

Mesleğe başladığımdan beri (yaklaşık 13 senedir) her zaman tasarıma ilgim vardı. Fotoğrafa, iyi tasarlanmış ürünlere, iyi düşünülmüş fikre, iyi olan her şeye ilgiliydim. Belki mesleği tasarımcı olan birinden daha fazla. İyi veya güzel dediğimiz şeyin matematiğini merak ederdim. Onun iyi yapan şeyin ne olduğunu merak ederdim.

Fazla ürün odaklı düşünüyor* olmamdan kaynaklı yaptığım işler beni mutsuz etmeye başlamıştı. Teslim aldığım tasarımlar üzerine kritik yaparken buluyordum kendimi. Her tasarımda düzeltilecek bir şeyler bulurdum, “ben olsam şöyle yapardım“ diye iç sesim sürekli söylenirdi ama öyle bir yetkimin olmadığını bilirdim. Çünkü iş size karar verilmiş şekilde gelir, sadece kodlamak kalırdı.

Ürün geliştirmeyi çok kabaca 5 başlıkta tanımlayacak olursak;

  1. Fikir ve Araştırma

  2. Tasarım

  3. Geliştirme

  4. Pazarlama

  5. 1. maddeye geri dön

Bulunduğum yerin bi tık öncesine gitmeliyim. Gidip fikir yürütmeliyim, tasarıma dokunmalıyım. Hayal edilen fikir tanımlarken hamuruyla oynamalıyım.

Bu fikirler beni içten içe yerken Superpeer’dan teklif aldım. Nasip böyle bi şey demek ki. Superpeer’a girerken bana verilen iş tanımı çok esnekti; “Ürünün güzel olması için dokunulması gereken her yere dokunmanı bekliyoruz“. Sanki yıllardır beklediğim şeyi bana teklif ediyorlardı. İnsanın hemen evet diyesi geliyor, diğer yandan “aga bi saniye bu kadar geniş bi tanım nasıl olacak, nasıl bir sorumluluk altına giriyorum” gibi soruların da ardı arkası kesilmiyor. En sevdiğim huyumdur; bu tür kararlarım çok anlıktır. Yaşayıp tecrübe ederim. Artık Superpeer’dayım, figma açık ve çözülmesi gereken işler var.